ACI AMA GERÇEKLER

BİLENLER VAR KONUŞAMIYOR, GÖRENLER VAR GÖRMÜYOR DOBRA DOBRA – SÜLEYMAN BİLİR Bazen gerçekler acıdır.

Ekonomi Yayın: 07 Mart 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 07.03.2026 00:13:00
Editör - Süleyman bilir
Okuma Süresi: 5 dk.
18 okunma
Google News

ACI AMA GERÇEKLER

BİLENLER VAR KONUŞAMIYOR, GÖRENLER VAR GÖRMÜYOR

DOBRA DOBRA – SÜLEYMAN BİLİR

Bazen gerçekler acıdır.
Ama konuşulmadıkça da büyür.

İznik’te, Marmarabirlik kongrelerinde yıllardır aynı tabloyu görüyoruz.
Bilenler var konuşamıyor, görenler var görmezden geliyor.

Çünkü her işin içine siyaset girmiş durumda.
Kooperatifler üreticinin kurumu olmaktan çıkıp siyasetin gölgesinde kalan yapılar haline gelmiş durumda.

24 Şubat 2026 tarihinde İznik Marmarabirlik binasında yapılan mali kongrede de farklı bir tablo yaşanmadı.

Maddeler tek tek görüşülmeden,
“indir–kaldır” yöntemiyle açık oylama yapılarak geçti.

Divan heyetine baktığınızda yine siyaset damgasını vuruyor.
Başkanlık görevini Ergün Sürücü üstlenirken, divanda eski MHP İlçe Başkanı Hüseyin Çetin ve Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanı da yer aldı.

Başka bir liste yok…
Başka bir alternatif yok…

Kongreye saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlandı.
Ama salonda ilginç bir durum vardı.

Saygı duruşunda ses sistemi çalışıyor…
İstiklal Marşı’nda ses sistemi yok!

Marşımızı salondaki ortaklar kendi sesleriyle okumak zorunda kaldı.

Böyle bir organizasyonda ses düzenini bile ayarlayamayan bir yönetim anlayışı gerçekten düşündürücü.

Kongrede 11 maddelik gündem görüşüldü.
Maddeler tek tek açık oylama ile geçti.

Sadece bir maddede itiraz geldi.

Ortaklardan Mehmet Zengin, yönetim kurulu üyesi Şakir Yıldız’ın salonda olmadığı halde imza attığını iddia ederek itiraz etti.
Bakanlık temsilcileri itirazı kabul etti.

Bu bile kongrede yaşananların ne kadar dikkat çekici olduğunu gösteriyor.

Hatırlayalım…

Bir önceki dönemde Marmarabirlik’te 15 yıl başkanlık yapan Hidamet Asa, kürsüye çıkarak önemli açıklamalar yapmıştı.

Kendisine yapılan haksızlıkları anlatmış, Marmarabirlik’in borç batağında olduğu yönündeki iddialara sert cevap vermişti.

“Eğer borç varsa bir gecede nasıl kapatıldı?” diye sormuştu.

Gerçekten de sorulması gereken soru bu.

Bir kurum borçluysa,
bir gecede nasıl borçsuz hale gelir?

Bir başka konu da promosyon meselesi.

Önceki yıllarda üreticilerin hesaplarına Ziraat Bankası üzerinden yatırılan paralar, şimdi başka bir banka üzerinden yatırılıyor.

Bu promosyonlar kime ait?

Elbette üreticiye…

Yani Marmarabirlik ortaklarına.

Bu paralar ortakların hakkıdır ve üreticiye verilmelidir.

Ama kongrede konuşması gerekenlerin çoğu sustu.

Kahve köşelerinde saatlerce konuşanlar,
kongre salonunda nedense sessiz kaldı.

Gelelim başka bir gerçeğe…

Ben bu ilçede yerel basın mensubu olarak görev yapıyorum.
Aynı zamanda çiftçiyim.

Bir önceki kongrede basın için ayrılan masada görevimizi yapmaya çalıştık.

Ama zamanla basın bile uzak tutulur hale geldi.

Kapılar uzun süre basına kapalıydı.
Tesislere sadece delegeler ve yönetim kurulu üyeleri girebiliyordu.

Şimdi ise kapılar açıldı.

Peki yıllarca neden kapalıydı?

Bir başka konu da yatırımlar…

Soğuk hava deposu yerine başka projeler yapılabilirdi.
Teneke fabrikası yapılabilirdi.
Zeytinyağı fabrikası kurulabilirdi.

Ama bunlar yapılmadı.

Daha da önemlisi…

Köyler arasında ayrım yapıldığı yönünde ciddi eleştiriler var.

Bazı köylerde alım merkezleri yapılırken,
İznik’in en büyük üretici köylerinden biri olan Müşküle’de hâlâ alım yeri yok.

Geçim kaynağı zeytin olan bir köyde alım merkezi olmaması gerçekten düşündürücü.

Kooperatif dediğimiz yapı;
siyasetin değil üreticinin kurumu olmalıdır.

Marmarabirlik iki siyasi partinin üyeleri tarafından kurulmuş bir yapı değildir.

Farklı görüşten insanlar olabilir.
Siyaseti seven de vardır sevmeyen de…

Ama kooperatiflerin içine parti siyaseti sokulduğu zaman en çok zarar gören üretici olur.

Bir başka mesele de mali politikalar…

Kooperatif gübre ve ilaç satıyor.
Peşin satıldığında ayrı, vadeli satıldığında faiz uygulanıyor.

Üstelik “kendi gübre fabrikamız var” denildiği halde üretici çoğu zaman gübreyi piyasa fiyatına yakın ya da daha pahalı almak zorunda kalıyor.

Eskiden kooperatif anlayışı farklıydı.

Önce ortak düşünülürdü.

Bugün ise kar payı dağıtılmıyor, üretici bekliyor.

Şunu açıkça söylemek gerekir:

Kooperatifler siyaset arenası değildir.

Burası üreticinin ekmek kapısıdır.

Siyaseti kooperatiflerden uzak tutmazsak,
en çok zarar gören yine üretici olur.

Bazen gerçekleri söylemek gerekir.

Ben de gördüklerimi yazdım.

Kimse alınmasın, kimse darılmasın.

Çünkü bunlar
acı ama gerçekler.

Dobra Dobra
Süleyman Bilir

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.