Yazı Detayı
13 Ocak 2018 - Cumartesi 15:23 Bu yazı 336 kez okundu
 
Demir Kilise, İznik Ayasofya ve İstanbul Ayasofya
SERDAR AYDIN
 
 

Demir Kilise, İznik Ayasofya ve İstanbul Ayasofya…

Demir Kilise’nin restorasyonu ilk değildir. Daha önce Akdamar Kilisesi de restore edilip açılmıştır.
Sümela Manastırı da aynı şekildedir. Bunlar İslam’ın hoş görüsü içinde olan işlerdir.
İslam asla diğer inanışların yaşanmasını engellemez ve zorla bir inanışı dayatmaz.
İznik Ayasofya ve İstanbul Ayasofya’nın fetihten sonra camiye dönüştürülmesi siyasi ve simgesel özellik taşır. Devlet Başkanının tasarrufudur. Asla bir inanışa yapılan hakaret değildir. İslam hakimiyetinin  sembolleridir.
Bunların Müslümanların da ibadet edilecek tarzda düzenlenmesi burada Hıristiyanların ibadet etmesini engellemez.  İsterlerse, tevhit inancı çerçevesinde ibadetlerini yapabilirler.
Bu anlamda İstanbul Ayasofya da bir an önce Vakıf senedine uygun olarak Müslümanların da ibadet edebilecekleri tarzda düzenlenerek ibadete açılmalıdır. Açıldığında aynı şekilde burada isterlerse Hıristiyanlarda ibadet edebilmelidirler. İznik Ayasofya da devam eden şu andaki uygulama buna örnek teşkil edebilir.

İznik Ayasofya 2011 yılında yeniden ibadete açılmıştır.  O günden beride 5 vakit minaresinde ezan okunup, 5 vakit cemaatle birlikte namaz kılınmaktadır.

Yıllar yılı harabe halde kalmış, içerisi hayvan ahırı olarak dahi kullanılmış, 1985 yılında yapılan kazı ve restorasyonda, 1566’de Kanuni Sultan Süleyman’ın Mimar Sinan’a restore ettirerek ibadete açtığı şekil bozularak kiliseye ait yan camlar açılmış, apsis bölümü ortaya çıkarılmış, Cami tabanından 1065 depremi sonrasındaki kilise tabanına inilerek taban mozaikleri çıkarılarak,  yapı Kilise görünümünedöndürülmüştür.

Müze olmadığı, bu konuda bir bakanlar kurulu kararı dahi olmadığı halde, sanki müzeymiş gibimuamele yapılarak dışarıdan gelen ziyaretçilerden makbuzla bir dönem Müze Müdürlüğü, bir dönem İznik Belediyesi bünyesinde bilet bastırılarak para ile ziyaret ettirilmiştir.

2000 yılında burada Ortodoks dünyası bir ayin düzenlemek istemiş, ancak çevreden gelen itirazlar neticesinde ayin giysi ve ritüeller olmadan yine de bir şekilde yapılmıştır.

2007 yılında zamanın Kaymakamı Rahmetli Hüseyin Avcı buranın restorasyonu için adım atmış hazırlattığı proje onaylanarak uygulamaya konmuş, yapı konserve adilmiş ve yıllardır sadece alt tabakası kalmış olan Minaresi tekrar onarılarak Mimar Sinan’ın yaptığı minare şekli ile  2008 yılında hayata geçirilmiştir.

Minaresi de onarıldığı halde, yine de Müze olarak faaliyet gösteren yapı, 2011 seçimleri sonrasızamanın siyasilerinin İznik’i ziyaretlerinde, Ayasofya önünde bir vatandaşın siyasilere, “Bakın bu minare burada garip duruyor, bunun hepimizin üzerine vebali var”  demesi sonrasında yapılan araştırmada, yıllarca Müze olduğu sanılan İznik Ayasofya Camii, aslında Orhangazi Vakfı’na ait bir Cami olup senedi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne kayıtlıymış. Tapusu da Orhangazi Vakfı adına tescilliymiş. Bunun neticesinde hemen faaliyete geçilerek tapu senedine uygun olarak 6 Kasım 2011Kurban Bayramı sabahı da ibadete açılmış.

Yapılan uygulamada binanın apsis bölümü tamamen açıkta duruyor.  Kapıdan girişte herkes ayakkabıları ile apsis bölümüne kadar gidip ziyarette bulunabiliyor. İç kısımda Mihrabın olduğuyerin etrafında ahşaptan bir basamak yüksek bir bölüm oluşturulmuş, burada yüz kişinin rahat namaz kılıp ibadet edebileceği bir bölüm var.  Sadece Farz namazlarda namaz bitinceye kadar apsis bölümüne ziyaretçi alınmıyor. Bunun dışında isteyen herkes istediği zaman burayı ziyaret edebiliyorve inancına göre duasını yapa biliyor. Bu konuda en ufak bir sıkıntı yok. Aslına bakarsanız Hıristiyanlar açısından da eskisinden daha iyi, müze olmayıp ibadethane olduğundan gelen Hıristiyan burada ibadet etmesinde bir mahsur yok.                                                                                                                             Şimdi bunun bir benzeri İstanbul Ayasofya’ sında da uygulanabilir. Yıllardan beri süren bitmeyen bir restorasyon var. Sanırım orda da siyasi bir sorun var. Belki de bilmediğimiz bir anlaşma var. Ben bu işin 1918 İstanbul İşgali ve sonrasında Devleti Aliye’yi Osmaniye’nin ilgası ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Sonrasında kurulan vesayet rejimi hala devam ediyor. Kurulan 1923 Ulusal devletinin  ilk icraatlarından birinin Kuran’ın yasaklanması, İslam’ın öğrenilmesinin yasaklanması ve bu konuda halkın üzerine uygulanan baskıları göz önüne alırsak;  İstanbul Ayasofya’nın, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesi ortada dururken, hala,  Müslümanların ibadetine  açılmamış olmasını, ben şahsen İstanbul’un 1918 işgalinin simgesel olarak devam ettiği fikrine kapılırım.                                           Kafalarımızın ve İstanbul Ayasofya’nın da bu prangalardan bir an önce kurtulması gerekir. İznik Ayasofya 6 Kasım 2011 de bu prangadan kurtulmuştur. Ümit ediyoruz ki, bir an önce İstanbul Ayasofya ‘da İznik Ayasofya’ya benzer tarzda Hıristiyanlarında çok önemsediği bir ibadethane olması göz önüne alınarak, onları da incitmeden ortak bir payda etrafında uygulamaya konması herkesi memnun edecektir.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

 
Etiketler: Demir, Kilise,, İznik, Ayasofya, ve, İstanbul, Ayasofya,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv